Tahılgillerin en dayanıklı temsilcisi: Çavdar

Tahılgillerin en dayanıklı temsilcisi: Çavdar

TAHILGİLLERİN EN DAYANIKLI TEMSİLCİSİ: ÇAVDAR 

Çavdar (Secale cereale) ülkemizde buğday ve arpadan sonra en çok ekilen ve beslenme ve sanayi alanlarında ülke ekonomisine önemli katkıları olan bir kültür bitkisidir.

Çavdar türlerinin ilk defa M.Ö. 3000-4000 yıllarında Hazar Denizi çevrelerinde kültüre alındığı tahmin edilmektedir. 

Çavdar soğuğa, kurağa ve hastalıklara tahıl ailesinin diğer üyelerine nazaran daha dayanıklı olduğundan yüksek ve dağlık bölgelerde, buğday ve arpanın yetiştirilemediği sorunlu alanlarda yetiştirilebilir. 

Kuvvetli saçak kök sistemine sahip olması su ihtiyacını rahatlıkla karşılayabilmesini ve kumlu ve seyrek topraklarda buğday ve arpaya göre çok daha avantajlı bir ürün olmasını sağlar. Fizyolojik aktivitesi yüksek olduğu için toprakta iyi çözünmeyen fosfor ve potasyum dahil olmak üzere diğer makro ve mikro besin elementlerini hızlıca emer. Bu nedenle gerek Dünya’da gerekse ülkemizde tarım alanlarındaki bitkisel verimliliği artırmak için çavdar ekimine ilişkin yapılan çalışmaların artırılması stratejik bir önem taşımaktadır. Buna rağmen yağış miktarı ve yağışın yıllık dağılımındaki değişiklikler rekoltede sapmalara neden olabilir. Çavdar toprağın fazla yaş olmasını istemez.



Dünya genelinde çavdar üreten ülkeler arasında en yüksek üretim yapan ülke Rusya iken bunu Belarus, Çin ve Ukrayna izlemektedir. Buna rağmen ülkelerin çavdar ekim alanı indekslerine bakıldığında en fazla gerilemenin de yine Rusya ve Ukrayna’ da olduğu görülmekte, ülkemizde ise ciddi bir artış dikkat çekmektedir.

Ulusal Hububat Konseyi Arpa-Çavdar-Yulaf-Tritikale Raporu 2015 yılı verilerinde ülkemizde 2002-2012 yılları arasındaki çavdar verimi değerlendirilmiş ve verimin bu 10 yılda 170.0 kg/da’ dan yaklaşık % 50 artışla 258.3 kg/da’a kadar yükseldiği belirtilmiştir. Aynı çalışmada Tür¬kiye’de ekim alanı indeksinin takribi 36’ya kadar düşmesine rağmen bu düşüşün üretimde fazla hissedilmemesinde birim alandan elde edilen verim artışının etkili olduğuna dikkat çekilmiştir.

Çavdar genellikle hayvan beslenmesinde kullanılmakla birlikte taneleri alkol eldesinde, sapları ambalaj ve kağıt sektöründe, bir kısmı da ekmek yapımında kullanılmaktadır. Ülkemizde ise daha çok ekmeklik ve hayvan yemi olarak kullanılır. 

Çavdar tanesi buğdaya göre proteinler, vitaminler ve yağ oranı bakımından daha fakir, mineraller (Bakır, demir, fosfor, kalsiyum, potasyum, selenyum, magnezyum, iyot) bakımındaNdaha zengindir. 



Ülkemizdeki çavdarlarda türler arası değişkenlikler görülmekle birlikte ortalama %11 protein, %2 yağ, %2,5 ham selüloz ve %60 nişasta bulunur. Son yıllarda sağlıklı beslenme ile ilgili yapılan araştırmalar ekmeğin içindeki besin lifi içeriğinin önemine dikkat çekerken serin iklim tahılları içerisinde besin lifi bakımından en zengin tahılın %15-17 oranıyla çavdar olduğunu söyleyebiliriz. Bir kişinin günde 25-35 g besin lifi alması gerektiği bilgisi de göz önünde bulundurulduğunda çavdar destekli tüketime geçilmesinde alternatif uygulamalar belirlemenin önemi ortaya çıkmaktadır.

İnsan beslenmesindeki tüm bu olumlu özelliklerine rağmen ne yazık ki ülkemizde şimdiye kadar üzerinde en az ıslah çalışması yürütülen serin iklim tahılı çavdardır. 1995 yılında Bahri Dağdaş Uluslararası Tarımsal Araştırma Enstitüsü tarafından “Aslım 95” adında çavdar türü geliştirilmiş ve tescillenmiş, 2013 yılına kadar her hangi bir çavdar ıslah çalışması yapılmamıştır. 

Ülkemiz hububat verimini sınırlayan ve önemli kayıplara sebep olan çevresel stres faktörlerinin başında başak hastalıkları gelmektedir. Çavdar, diğer serin iklim tahıllarında önemli zararlara sebep olan pas, külleme vb. hastalıklara karşı dirençli olsa da Çavdar mahmuzu (Claviceps purpurea) karşısında yenik düşer. Hastalık etmeninin sporları bitkinin yumurtalık hücresinde çimlenerek mor-siyah renkli ve zehirli çıkıntılar oluşturur. Bu çıkıntılara mahmuz adı verilir. Mahmuzlu çavdarı tüketen gebe hayvanlarda düşükler görülür. Ortaya çıkan hastalıklarla mücadele için çok çeşitli kimyasallar geliştirilmiştir. En uygun dönemde en uygun ilacın kullanılması tehditlerin önüne geçebilmek ve dolayısıyla verim ve kaliteyi optimum noktada buluşturmak açısından oldukça önemlidir.