Gıdalarda Taklit ve Tağşiş Problemi ve Çözümleri Üzerine Derleme

Gıdalarda Taklit ve Tağşiş Problemi ve Çözümleri Üzerine Derleme

Ülkemizde gıda alanında yapılan sahtekarlık ve hileler mevzuatta ‘gıdada tağşiş ve taklit’ başlığı altında bulunmaktadır. 11.06.2010 tarihinde kabul edilen 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunundaki tanımını göre tağşiş; Bu Kanun kapsamındaki ürünlere temel özelliğini veren öğelerin ve besin değerlerinin tamamının veya bir bölümünün mevzuata aykırı olarak çıkarılmasını veya miktarının değiştirilmesini veya aynı değeri taşımayan başka bir maddenin, o madde yerine aynı maddeymiş gibi katılmasını ifade ederken, Türk Dil Kurumundaki (TDK) tanımına göre; Bir şeyin içine başka bir madde karıştırma, katıştırma olarak tanımlanmıştır. Aynı kanun kapsamında taklit ise; Bu Kanun kapsamındaki ürünlerin, şekil, bileşim ve nitelikleri itibarıyla yapısında bulunmayan özelliklere sahip gibi veya başka bir ürünün aynısıymış gibi göstermeyi ifade eder. TDK tanımı göre ise; Benzetilerek yapılmış şey, imitasyon olarak tanımlanmıştır.

Tağşiş ürünlerde halk sağlığına zararlı ve tehlikeli ürün üretmek söz konusu iken taklit ürünlerde daha çok halkın maddi olarak dolandırılması ve haksız kazanç sağlanması durumu söz konusudur. Ülkemizde Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yaptığı kontroller sonucunda sahip olduğu bilgileri, 5996 sayılı “Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu”nun 31 inci maddesinin 6 ncı fıkrası uyarınca kamuoyunun bilgisine sunabileceği hükme bağlanmıştır. Ayrıca, 17 Aralık 2011 tarihli Gıda ve Yemin Resmi Kontrolüne Dair Yönetmeliğin 8 inci maddesi gereğince laboratuvar sonucu ile taklit ve tağşiş yapıldığı kesinleşen gıda ve yemi üreten/ithal eden firmanın adı, ürün adı, markası, parti ve/veya seri numarasının Bakanlık resmi internet sitesinde Bakanlıkça kamuoyunun bilgisine sunabileceği hükmü yer almaktadır.

Bakanlığın açıkladığı ifşa listelerinden görüldüğü üzere en çok tağşiş/taklit et ve et ürünleri, süt ve süt ürünleri, takviye edici gıdalar, alkollü ve alkolsüz içecekler, baharatlar, enerji içecekleri, çikolata ve kakao ürünleri, bitkisel yağ ve margarinler, bitki,çay ve kahve ürünleri ve arıcılık ürünlerinde görülmektedir. İlaç etken maddeleri olan sildenafil, tadalafil, homosildenafil gibi maddelerin kullanılması tehlikenin ne boyutlara geldiğinin bir göstergesidir. Bu boyutlara karşın Tağşiş ve taklit tanımına yer verilen 5996 sayılı kanunda gıda ürünlerinde tağşiş ve taklit bakımından cezai sorumluluk düzenlenmemiş yalnızca bu faaliyetlere başvuranlar için (on bin TL) idari para cezasının uygulanacağı ve söz konusu ürünlere el konulacağı hükmedilmiştir. Tağşişe kalkışanların bu işlem sonucunda elde edeceği kazancı, denetlenme ve yakalanma ihtimalini ve bu durumda uygulanacak cezayı düşünerek tağşiş yapmanın olası maliyeti ile karşılaştırdıkları ve tağşiş yapmayı rasyonel olarak tercih ettikleri çok açıktır. Bakanlığın açıkladığı ifşa listelerindeki firma ve marka isimlerinin benzer olduğunu görmek bunu doğrular niteliktedir. Taklit ve tağşiş konuları ile ilgili tartışmaları ve önerileri düşündüğümüzde cezalar ve yaptırımların kat be kat artırılması ve bu suçu işleyenlerin hapis ve ticaretten men edilmesi gibi daha caydırıcı düzenlemelere gidilmesi ortak kanıdır. Öte yandan, tağşiş 5237 sayılı TCK Madde 185’de verilen "Zehirli Madde Katma" suç tipi altında değerlendirilip suçun kasten ve taksitle işlenmesine göre farklı oranlarda hapis ve adli para cezasıyla cezalandırılmaları söz konusudur. Taklit ve tağşiş ayrıca haksız rekabet doğurabilecek fiiller olması sebebiyle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun haksız rekabet hususundaki hükümleri çerçevesinde değerlendirilip tazminat davasının konusu olabilir.

Bu konu hakkındaki diğer bir tartışma ise taklit ve tağşiş ile ilgili denetim ve kontrollerin eksik olduğundan ve bu alanda tüketiciler nezdinde bir farkındalığın olmadığından dem vurmaktadır. Tarım ve Orman Bakanlığı 2018 yılı faaliyet raporundaki verilere göre ülkemizde  674.855 gıda işletmesi bulunmakta olup bunların 12.583 adeti onaylı işletme 662.272 adeti ise kayıtlı işletmedir. Kayıtlı işletmelerin 73.990 adeti ise üretim yeri iken geri kalan yerler satış ve toplu tüketim yerlerini oluşturmaktadır. Bakanlık 5996 sayılı kanun çerçevesinde ilgili gıda denetimlerini bünyesindeki yaklaşık 6.825 kişilik bir ekiple yapmaktadır. Gıda denetimlerini  yapan ekip içerisinde Gıda Mühendislerinin oranı ise % 20-25 civarında olup denetimlerdeki eksikliğinin asıl nedenlerinden birini göstermektedir. Gıda konusunda asıl uzman olan Gıda Mühendisleri’nin bakanlık kadrolarında gıda denetim ve laboratuvar kısımlarında, ithalat, ihracat kısımlarında daha fazla sayılarda istihdam edilmesi gerekmektedir. İşletme sayılarına bakıldığında ve Alo 174 Gıda hattında gelen ihbar sayılarına da bakıldığında denetimlerin yetersiz kaldığı sayısal olarak da gözlenmektedir. Gıda üretim yerlerinin haricinde gıda satış ve toplu tüketim yerlerine de Gıda Mühendislerinin çalıştırılma ve bu sayede denetim ve gözetim altına alma zorunluğu getirilmelidir. Bunun haricinde Gıda Müşavirliği’de derhal devreye sokulup halk sağlığını tehdit eden bu durumlardan kurtulmak için Gıda Mühendisleri’nin ve Gıda Profesyonellerinin etki alanı bütünü kapsayacak şekilde genişletilmelidir. Bu konuda başta Gıda Mühendisleri Odası vb. gibi meslek odaları ve diğer STK ‘lar ile ortak çalışma grupları oluşturulup konular bilimsel çerçevede paydaşları ile tartışılıp ele alınmalıdır.

 

YAZARIN SON 5 MAKALESİ