İnovasyonun Kapısı Aralandı.

İnovasyonun Kapısı Aralandı.
Avrupa gıda ve içecek endüstrisi tarafından uzunca bir süredir yayınlanması beklenen sağlık beyanları konusunda Avrupa Komisyonu önemli bir adım attı. 222 genel sağlık beyanı, Avrupa Komisyonu tarafından onaylandı.

Avrupa gıda ve içecek üreticileri izin verilen Madde 13.1 sağlık beyanları listesinin 16 Mayıs’ta Avrupa Komisyonu tarafından resmen kabul edilmesini memnuniyetle karşıladı. Fakat yeni duruma göre, soya ve kolesterolün düşürülmesi, kızılcık ve idrar yolu enfeksiyonlarına etkisi ve probiyotiklerin sağlık faydalarına ilişkin 1600'den fazla sağlık beyanı AB ülkelerinde yasaklanacak. Avrupa Gıda ve İçecek Sanayi Konfederasyonu (FoodDrinkEurope) tarafından yapılan açıklamada, endüstrinin ihtiyacı olan yasal netliği sağladığı için kararın memnuniyetle karşılandığı ancak yine de Sağlık Beyanları Yönetmeliğinin uygulanmasına ilişkin başka iyileştirmelere ihtiyaç olduğu kaydedildi. FoodDrinkEurope, Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi’ne (EFSA), başvuru sahipleri ile diyalogu geliştirme ve bir sağlık beyanının tam olarak kanıtlanabilmesi için gerekenler konusunda endüstriye net bilgiler verme çağrısında bulundu. Avrupalı gıda üreticilerinin, Komisyon ve diğer paydaşlar ile birlikte bu konudaki yapıcı çalışmalara devam etmeyi istedikleri de açıklamaya eklendi.

Mustafa Atılgan: “Hem üretici hem de tüketici ve kamu için olumlu”

Sağlık Beyanları listesinin kabulünün ardından görüşlerine başvurduğumuz Diyabetik ve Fonksiyonel Gıda Üreticileri Derneği (DFGD) Başkanı Mustafa Atılgan da gelişmeleri olumlu karşıladığını açıkladı. “Bu gelişme ile Avrupa gıda ve içecek endüstrisi sağlık beyanları konusunda nihai olmasa da bir sonuca ulaşmış görünüyor” diyen Mustafa Atılgan; tüketicilerin, gıda ve içecek ürünlerinin üzerindeki tüm beyanların onaylanmış ve sağlam bilimsel kanıtlara dayalı olduğundan emin olmaları açısından da iyi bir gelişme olduğunu belirtti. DFGD Başkanı, sağlık beyanlarının tüketiciler tarafından kolayca anlaşılır hale gelmesi ve tüketicilerin, bir beyanın ne ifade ettiğini anlamasını sağlamak için sektöre büyük görev düştüğüne de dikkat çekti.

Diyabetik ve fonksiyonel gıda ürünlerinin beslenmedeki yeri ve tüketimi konusunda toplumu bilinçlendirmek suretiyle sağlıklı gelecek nesillerin temellerini atmayı ve bu sayede kamunun üzerindeki sağlık harcamaları yükünü azaltarak ülke ekonomisine katkı sağlamayı hedeflediklerini söyleyen Mustafa Atılgan, AB’de beslenme ve sağlık beyanları konusundaki gelişmelerin  halen ülkemiz gündeminde önemli bir yer tutan obezite ve diyabetle mücadele konusunda kamu ve sektör tarafından yürütülen çalışmaların hızlanması bunun da  tüketici  açısından birçok artı değer getireceğini düşündüklerini kaydetti.

Mustafa Atılgan, ülkemizde Etiketleme Yönetmeliği kapsamında yer alan 12 bileşen üzerinden beslenme ve sağlık beyanlarının yapılabildiğini, Avrupa’daki gelişmelerin ışığında Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın Etiketleme Yönetmeliği’nden ayrı bir beslenme ve sağlık beyanları yönetmeliğini AB ile uyumlu olarak bir an önce yayınlamasını umduklarını da sözlerine ekledi.

Ancak şu an yürürlükte olan Etiketleme Yönetmeliği ekinde yer alan yağ, kolesterol, probiyotik mikroorganizma, prebiyotik bileşeni, soya proteini gibi bazı beyanlar yeni AB listesinde yer almıyor. AB beyan listesi ülkemiz için aynı şekilde uyumlaştırılırsa bu durumun piyasada bulunan ürünler açısından ileriki dönemde sorun yaratabileceğine dikkat çeken Atılgan, ancak Avrupa’da halen Beslenme ve Sağlık Beyanları Yönetmeliği kapsamında yer alması istenen ve Komisyon tarafından onaylanmayan birçok beyanın yeniden değerlendirilmek üzere beklediğini hatırlattı.

DFGD Başkanı, AB Sağlık Beyanları Yönetmeliği’nin, çeşitli AB üyesi ülkelerde nasıl uygulanacağı ve yönetmeliğe aykırı durumların tespiti durumunda nasıl müdahale edileceği konularındaki gelişmeleri de dernek olarak yakından takip edeceklerini sözlerine ekledi.

6 aylık geçiş süreci

Onay süreci tamamlanan beyanlar, interaktif bir veri tabanında ve Komisyon’un web sitesinde yer alıyor. Gıda ve içecek üreticileri, uygulamalarını yeni gerekliliklere adapte etmek için 6 aylık bir süreye sahip olacak. Aralık 2012’nin başından itibaren, izin verilmemiş, beklemede ya da değerlendirme kapsamında olmayan tüm beyanlar yasaklanacak.

2008 yılında üye ülkelerden Avrupa Komisyonu’na yaklaşık 44 bin sağlık beyanı başvurusu yapılmıştı. Bu beyanlar 2010’un sonuna kadar, beyanların doğruluğuna ilişkin bilimsel bir değerlendirme yürütecek olan EFSA’ya gönderildi. EFSA, tüm sağlık beyanlarına ilişkin çalışmasının bitkisel maddeler dışındaki temel bölümünü Haziran 2011’de tamamladı. Üye ülkeler, bu Komisyon Regülasyonu’nun Ek’inde listelenen beyanların onaylanmasını, 5 Aralık 2011’deki Gıda Zinciri ve Hayvan Sağlığı Daimi Komitesi sırasında onayladı. Hem Avrupa Parlamentosu hem de Konsey, listeyi 27 Nisan 2012’de sonlanan dikkatli bir inceleme süreci kapsamında değerlendirdi.

Avrupa Komisyonu tarafından kabul edilen liste, birleştirilmiş listeden yaklaşık 500 maddeyi temsil eden 222 beyanı içeriyor.  1600’den fazla madde ise izinli olmayacak. Geriye kalanlar için izin süreci tamamlanma aşamasında. Sağlık beyanlarına ilişkin kuralların uygulanması, üye ülkelerin yetkili otoritelerinin sorumluluğunda olacak.

Madde 13, fonksiyonel gıda piyasasında ilgi görüyor

Araştırma firması Leatherhead’e göre, küresel fonksiyonel gıda piyasası büyüme rakamları daralma gösteriyor ancak şirketler, Avrupa Beslenme ve Sağlık Beyanları Regülasyonu’nun 13 nolu maddesi altında belirtilen genel sağlık beyanları üzerine gittikçe daha fazla odaklanıyor ve ürün geliştirme yatırımlarını yüksek tutuyor. Fonksiyonel gıda piyasasında tüketicilerin memnuniyeti ise oldukça büyük bir yer tutuyor.

“Küresel Fonksiyonel Gıdalar Endüstrisindeki Başlıca Oyuncular” isimli Leatherhead raporuna göre, her ne kadar büyüme rakamları düşüşte de olsa, pazarda “faaliyet seviyeleri” hala yüksek. Dünya fonksiyonel gıda piyasası 2011’de 2007 değerinden %35’lik bir artış göstererek 19,76 milyar avroya çıktı fakat Leatherhead’e göre bu rakam sadece belirli sağlık beyanı bulunduran ürünleri içeriyor. Raporda; pazar için daha genel sağlık     faydası iddiaları sunan spor ve enerji içeceklerinin dahil edildiği daha     geniş bir tanım kullanılması durumunda ise bu değerin 156,25 milyar avro gibi yüksek bir değere çıkacağı ifade ediliyor.

Fonksiyonel gıda piyasası genelinde kafein çeşitlerinin enerji içeceklerinde kullanılmasıyla ilgili ve kemik sağlığı için kalsiyum ve D vitamini takviyesi bulunduran içecekler ve kahvaltı ürünleri hakkında yatırımların sayıları gittikçe artıyor. Ancak yaşlanan tüketici grubunu ‘yararlanılmamış fırsatlara’ sahip bir grup olarak tanımlayan Ingles, yaşlanan nüfus ile dünya çapında toplumsal değişikliklerin olduğunu ve bu durumun gıda ve içecek firmaları tarafından yeteri kadar dikkate alınmadığını kaydetti.

Omega-3 ve 6 gibi elzem yağ asitlerinin gıdalara takviyesi gibi bilişsel performans ürünlerin geliştirilmesi ise fırsatlar barındıran bir alan. Fonksiyonel gıda piyasasında yeni ürünlerin geliştirilmesi yıllardır büyüme gösteren bir alan olmasına rağmen yaşlılara yönelik gıdaların emekleme döneminde olduğunu belirten Ingles,  yaşlanan nüfusun fonksiyonel ürünlere olan ilgisindeki yeni yükselişin oldukça belirgin olduğunu söyledi.

Ekonomik darboğazlar nedeniyle fiyatlara giderek daha duyarlı hale gelen tüketicilerin artmasının yanı sıra EFSA tarafından belirlenen ve artan bir biçimde karmaşık hale gelen yasal ortam fonksiyonel gıda pazarının büyüme oranlarını etkiliyor. Raporda, Batı Avrupa ve ABD piyasalarının olgunluğa ulaştığı ve bunun da büyümeyi yavaşlattığı belirtiliyor. Bu düşük büyüme oranlarına rağmen, fonksiyonel gıda pazarı hala en geniş gıda ve içecek sektörü olmaya devam ediyor ve özellikle fonksiyonel ürün segmentinde daha fazla satın alma arzusunda olan tüketicilerin yer aldığı gelişmekte olan Asya pazarlarında olmak üzere, hala büyüme için pek çok alana sahip.